İş Dünyası

Dolar-TL Paritesi
ve Amerikan Mallarına
Uygulanan Boykot

Dolar-TL Paritesi
ve Amerikan Mallarına
Uygulanan Boykot

Bildiğiniz üzere Amerika ile Türkiye arasındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler son aylarda oldukça gergin vaziyette. Bir yandan Suriye meselesi, diğer yandan PYD-PKK, son olarak da İstihbaratçı Rahip Andrew Brunson konusu 2 devletin ilişkilerini ciddi biçimde olumsuz etkiledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’den ithal ettikleri çelik ve alüminyum için ek vergi uygulaması getirmesi; hemen ardından da f35 savaş uçaklarını Türkiye’ye vermemekle başlayan tehditler silsilesine biz de kendi imkanlarımız çerçevesinde bir karşılık verme gereği duyduk. Öyle ki; hükümetin birçok sektörde ithal ettiğimiz Amerikan menşeili ürünlere ek vergiler getirmesini, bireysel ve kurumsal olarak başlatılan boykotlar takip etti. Bim’in iPhone satışlarını durdurması, Doğubank’ın Apple ürünlerinin siparişlerini askıya alması buna örnek gösterilebilir. Ya da insanların ellerindeki dövizi bozdurarak Türk Lirası’na çevirmesi, yerli mallara rağbet göstermekle ilgili söylemler uzun bir aradan sonra alevlenmesi de bu ‘’milli duruş’’ furyasının bir getirisi…

Biraz daha devam edelim… Hürriyet’in haberine göre Ankara Keçiören Belediyesi Amerikan menşeili firmalara ruhsat vermeme kararı aldı. Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, “Aldığımız bu kararın örnek olmasını temenni ediyoruz” şeklinde açıklamada bulunmuştu. Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle MC Donalds, Burger King, Starbucks gibi ABD’li firmalara bugünden itibaren ruhsat verilmemesini kararlarştırdı. Bu yüzden ilçede faaliyet göstermek ABD’li firmalar artık zincirlerine yeni bir halka ekleyemeyecekler.

Bilboardlarda Türk Lirasına Destek İlanları

Türkiye ile ABD arasında esen soğuk rüzgarlardan ekonomimiz elbette olumsuz etkileniyor. Amerika’nın küresel gücü ve sermaye üzerindeki etkisi tartışılmaz boyutta. Bu ekonomik saldırıya karşı bazı ilçelerimizde belediye başkanları kamuya açık alanları Türk bayrağı görselli ve “milli paramız milli davamız” yazılı billboardlarla donatmaya başladı. Vatandaşlara da ellerindeki dövizleri bozdurarak Türk Lirasına sahip çıkma çağrısı yapıldı. İyi güzel…  Milli Birlik ve beraberliği sağlamamız ve dışarıya karşı tek bir vücut olarak hareket etmemiz doğru bir hamle olarak görünüyor. Peki, gerçekte öyle mi oluyor? Yoksa vatandaş elindeki doları bozdururken şirketler döviz almaya devam mı ediyor?

Şirketlerin Faaliyet Dışı Karları

Türkiye’de faaliyet gösteren ve halka arz edilmiş şirketlerin bilançolarına göz atarsanız (ilk 100 içinden rastgele 10 şirkete bakmanız yeterli) faaliyet dışı karların anormal boyutlarda olduğunu görürsünüz. Nedir bu faaliyet dışı kar? Doğrudan açıklayalım; güzide şirketlerimiz kredi faizlerinin oldukça düşük olduğu ülkelerden yüklü miktarlarda kredi çekiyorlar, sonra o dövizi getirip Türkiye’de Türk Lirasına çevirdikten sonra faize koyuyorlar. Borcun ödenme zamanı geldiğinde ise paranın bir kısmı ile tekrar piyasadan dolar alıyor, borçlarını ödüyor ve faizden elde edilen yüklü miktarda gelir ise faaliyet dışı kar olarak şirkete kalıyor. Adına ister paradan para kazanma deyin, ister faiz lobisi deyin, ister ihanet isterseniz de ticaret deyin. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin bile para kazanmak için tenezzül ettiği yöntem maalesef bu iken Amerikan mallarını boykot edecek olmamız trajikomik bir durum yaratmaktan başka ne işe yarar ki. Dönüp dolaştığımız nokta yine katma değerli ürünler üreten ülkelerden, ithalat yaparak ihtiyaçlarımızı gidermek zorunda olduğumuz gerçeğine gelmiyor mu? Bu ürünleri üretemediğimiz için Amerika’dan almaz isek Çin’den, Rusya’dan veya Avrupa Birliği ülkelerinden almak durumundayız. Bugün ABD ile aramız kötü olabilir ancak yarın Çin ile aynı problemleri yaşamayacağımız ne malum. Zaten Almanya, Belçika, Hollanda gibi ülkelerin PYD’ye açık destek verdiğini unuttuk mu? Hayır! Şu anda devlet aklının işine bunları halının artına süpürmek geliyor, hepsi bu…

Türk Şirketleri Neden Dolara Hücum Ediyor

Geçtiğimiz aylarda dolar 4 liranın altında seyreder iken hatırlarsanız aynı seferberlik yine ilan edilmişti. Siyasilerin yastık altındaki altın ve dövizleri bozdurarak ekonomiye hayat vermekle ilgili açıklamaları ve televizyonlarda bunu takip eden takım elbiseli beyefendilerin yorumlarını hala duyar gibiyim. Sonuç ne mi oldu? Vatandaş elindeki varlıklarını ülkesine sahip çıkmak için bozdururken Türk şirketleri dolara saldırmaya devam etti. Neden mi? Çünkü yabancı bankalardan dolar olarak kredi çekmişleri. O parayı Türkiye’de faize yatırarak bir güzel para kazanmışlardı ama artık borçlarını ödeme vakitleri gelmişti. Öyle ya da böyle bu şirketler o parayı ödemek zorunda; bu yüzden de piyasadan dolar çekmeye mecbur. Türkiye’de özel sektörün maalesef ayda 25 milyar dolar dolaylarında bir dış borç ödemesi var.

Doları Yükselten Faktörlerde Değişen Hiçbir Şey Yok

Hikayenin sonrasını biliyorsunuz, dolar 5.4 seviyelerini gördü, ardından merkez bankasının 300 baz puan faiz artırma kararının yarattığı olumlu etki ve piyasaya sürülen döviz rezervleri ile seçim öncesi olumlu bir hava yakalandı. Dolar tekrardan 4.4 seviyelerine geriledi. Yapısal olarak hiçbir şey değişmediği için bu gerilen yay seçimin hemen ardından büyük bir gürültü ile elimizde patladı. Siyasal ve politik krizlerin etkileri, Donald Trump’ın küstah açıklamaları derken 7 lira seviyesini gören Amerikan Doları, Türk ekonomisi için tehlike çanlarını yüksek perdeden çalıyordu. Maalesef artık özelleştirilecek ve bu sayede sıcak para girişi sağlayacak varlığımız da yok.

Okyanusa Bir Kova Su Dökmek

Forex piyasalarında dünya genelinde günlük işlem hacmi 1 trilyon doların üzerinde. Evet, yanlış duymadınız. Böyle bir okyanus içinde merkez bankasının piyasaya sürdüğü şakkadak birkaç milyar doların yaratacağı etkinin bir kova sudan ibaret olduğunu bilmeyen hiçbir trader ya da ekonomist yok. Bu girişimlerin yalnızca olumlu bir psikoloji yarattığı gerçeğini kabul edebiliriz. Ancak bu etki geçicidir. Nitekim gördüğünüz üzere ne Katar’dan alınan 15 milyar dolarlık yatırım sözü ne de Avrupa Birliği, Rusya ve Çin ile yapılan söylem birliği Türk lirasının ABD doları karşısında toparlanmasına yardımcı olamıyor.

Milli Üretim Ekonomisine Geçiş

Peki, hiçbir şey yapılamaz mı? Elbette olası çözümler var. Bu durumun içinden milli bir üretim ekonomisi modeli uygulanarak pekala çıkılabilir. Asıl mesele bunu yapacak iradeyi ortaya koyabilmek, doğum sancılarını çekmeyi göze almak… Faiz ile servetine servet katan, tarla iken arazileri toplayıp imar çıkınca üzerine binlerce konut dikerek devleşen şirketlerimiz olduğu müddetçe maalesef tünelin ucundaki ışık oldukça zayıf.

Vatandaş olarak sizlere, bizlere düşen bir ürünün yerlisi var ise öncelikle bunu kullanmayı bir alışkanlık haline getirmek olabilir. Bu uzun vadeli bir düşünce hatta bir hayat felsefesi haline gelirse etkilerini birkaç yıl sonra mutlaka görebiliriz. Şirketlere düşen görev çok bariz; kaliteli ve makul fiyatlara üretim yapmak! Devletin görevi ise bunların gerçekleşmesi için uygun ortamı tesis etmek…

ABD veya İsrail mallarını 3-5 hafta boykot ederek (sonra hep unutulur) bunun bir etki yaratmasını beklemek gerçekten beyhude bir düşünce…

Etiketler:

  • iş dünyası
  • 2018
  • ekonomi
  • Dolar-TL

E-mail listesine kayıt olun
tüm fırsatlardan ilk sizin haberiniz olsun