İş Dünyası

İş Hayatında
Dikkate Almamanız Gereken
5 Tavsiye

İş Hayatında
Dikkate Almamanız Gereken
5 Tavsiye

İş hayatı hakkında çevrenizde hemen herkesin mutlaka bir fikri vardır. Biraz oturup konuştuğunuzda bir aile büyüğünüzden, arkadaşınızdan ya da köşedeki manavın sahibinden derin analizler alabiliyorsunuz. Tıpkı Türkiye’deki milyonlarca futbol izleyicisinin her birinin Jose Mourinho kadar iddialı bir teknik direktör olması gibi…

Peki çevrenizde dönüp dolaşan bu önerilere tamamen kulak mı tıkamalısınız? Hayır, ne demişler akıl akıldan üstündür. Ama şöyle bir şey var ki artık klişe haline gelmiş bazı söylemler güncelliğini tamamen yitirmiş durumda. Bugünkü yazımızda, iş hayatıyla ilgili çevrenizde sıkça duyabileceğiniz ve kulak asmamanız gereken 5 kötü tavsiyeyi sizler için listeledik.

1-İş değiştirmeden Önce En Az 1 Yılını Tamamla

Bazen çalışmaya başladığımız şirkette işler iyi gitmez ve henüz birkaç ay geçmeden ayrılık kararı alırsınız. Ancak bu kararı uygulama aşamasında tereddütler yaşayabilirsiniz. Özellikle çevrenizden yükselebilecek ‘’sakın 1 yılını oldurmadan işten ayrılma’’ söylemi herkesin kulaklarında çınlıyordur. Bu söylemin güncelliğini artık tamamen yitirdiğini söyleyebiliriz. Artık her şey çok hızlı gelişiyor, şirketler de bu durumun farkında. Eski işinizde 6 ay çalışıp ayrılmış olmanız sizin hanenize kesinlikle eksi yazmaz. Bu noktada önemli olan işten ayrılma sebebinizi makul bir şekilde aktarabilmek. Ki bunlar maddi sebepler olabilir, işin kişisel gelişiminize artık katkı sağlamaması olabilir, mobbing’e maruz kalmış olabilirsiniz ya da en basiti daha iyi şartlara sahip bir iş bulmak için ayrılmak istiyor olabilirsiniz.

Çalıştığınız şirkette misyonunuzun dolduğunu düşünüyorsanız orada daha fazla durmanın her iki taraf için de bir faydası olmayacaktır. Yalnızca 1 yılı doldurmak ve kağıt üzerinde bir şeyleri yerine getirmek için ayağınıza kadar gelen iyi fırsatları da tepiyor olabilirsiniz.

2-En Çok Parayı Veren Şirkette Çalış

Çevrenizden sıkça duyabileceğiniz bir diğer öneri de ‘’her şirket aşağı yukarı birbirinin aynısı; sen aldığın paraya bal, kim en yüksek maaşı teklif ediyorsa orada çalış’’ söylemidir. Özellikle teknoloji ile birlikte sektörler ve şirketler büyük bir değişim-dönüşüm geçirdi. Yeni mezun ya da 2-3 yıldan az deneyime sahip profesyonellerin parayı ikinci planda tutmaları ve yoğun tempoda çalışabilecekleri, yoğun bir öğrenme dönemi geçirecekleri işleri tercih etmeleri uzun vadede onların yararına olacaktır. Özellikle girişimcilik ekosistemi, ajanlar, startuplar bu alanda eşi benzeri bulunmaz birer kaynak

Önünüze gelen iki iş teklifinden maddi olarak daha az olanı, belki de size birkaç yıl içinde çift haneli rakamlar kazanabileceğiniz bir kariyer yolunu açabilir. Bu kararı verirken kişi önce kendini çok iyi tanımalıdır. Fıtratında gelişim ve değişim olmayan kimseler işleyişi olarak daha hantal ama yapısal olarak daha sağlam olan kurumsal şirketlerde daha rahat edebilir. Ancak yerinizde duramıyor ve sürekli yeni bir şeyler öğrenerek kariyer basamaklarını tırmanmak isteyenlerden biri iseniz iş hayatınızın ilk yıllarında daha küçük şirketlerde çalışmak ilerisi için daha faydalı olacaktır. Kendinizi yetiştirmeyi başarırsanız, para zaten bir gün size doğru akar.

3-İşten Ayrılıp da Kıdemini Yakma

Çalıştığınız şirketten kendi isteğinizle ayrıldığınızda (haklı sebep yoksa) kıdem tazminatınızı alamazsınız. Bu durum çoğu zaman işten ayrılmakla ilgili düşünceleri olan insanları kapının eşiğinden geri döndüren konudur.

Para önemsizdir, kıdem tazminatını boş verin demek bize düşmez. Ancak yalnızca 25-30 bin lira için geleceğinizi küle döndürmenin de bir anlamı yok. Eğer çalıştığınız şirkette mutlu değilseniz, hak ettiğiniz parayı kazanamıyorsanız ya da başka birtakım problemler yüzünden başarılı olamıyorsanız orada daha uzun süre kalarak yanlışınızı tekrarlamayın. Verimsiz bir işyerinde boşa geçirdiğiniz her günün bir “fırsat maliyeti” vardır. Bu maliyet de daha iyi bir iş bulup kendinize katabileceğiniz şeylerin ya da kazanabileceğiniz paranın ta kendisidir. Ayrıca iş hayatında biraz cesur olmak gerekir.

4-Şirket İyiyse İş Önemli Değil

Halk dilinde ‘’kapağı atma’’ olarak bilinen durumun profesyonel hayata yansıma biçimidir. Birçok yeni mezunun başına birkaç yıl içinde gelen durumdur aslında… Okuldan çıktığınızda amcanızın ya da bir tanıdığınızın referansı ile aile üyelerinin yarısını çalıştığı fabrikaya ya da holdinge girersiniz… Aradan yıllar geçer ve bu işin artık sizi tatmin etmediğine kanaat getirirsiniz. Ayrılma kararı alırsınız, lakin çevrenizden bunun aksini destekleyen bir mesaj bombardımanı başlar. En çok bilinen tezahür etme biçimi de ‘’kapağı atmışsın işte koskoca şirkete Allah’tan daha ne istiyorsun’’ söylemidir.

Herkesin gıpta ile baktığı bir şirkette çalıştığınız için, sosyal çevreniz ve arkadaş ortamlarınızda daha yüksek bir statü elde etmiş olabilirsiniz. Kadınlar arası altın günlerinde ‘’filancanın oğlu da şu şirkette çalışıyor’’ gibi övgülere de mazhar olabilirsiniz. Ancak eğer edindiğiniz bilginin, tecrübenin ya da uzmanlığın o şirket dışında bir işlevselliği yoksa bu noktada cesur bir ayrılık karar vermeniz gerekebilir. Çünkü asıl olan şirket değil sizin hayatınız; şirketler pekala bir karar verebilir ve %30 küçülme kararı aldık deyip sizi kapının önüne koyabilir. O gün geldiğinde yine iyi bir iş bulabilmek için sahip olduklarınızın reel sektörde gerçekten bir karşılığının olması gerekiyor.

5-İşini Sevmek Önemli Değil

Çevrenizde her zaman felaket tellalları olacaktır. Özellikle yaşını başını almış bey amcalardan gelen tavsiyelerde bunun örneklerine sıkça rastlayabilirsiniz. ‘’Ekmeğinin peşine koş, gerisini boşver! Maaşını eline al, askerliği yap gel, yuvanı hemen kur’’ şeklindeki öneriler silsilesi ile karşılaşmayan azdır. Bu tavsiyelerin iyi niyet kapsamında yapıldığından zinhar şüphemiz yok ancak devir de biraz değişti. Bundan 50 yıl önceki gibi dar bir ekosistemde yaşamıyoruz, çalışmıyoruz. Kendini yetiştirmeyi başarmış bir insana tüm dünyanın kapıları açık. O yüzden sevdiğiniz işi yapmaya çalışın. Ya da en azından çalıştığınız iş sevin. İkisini de yapamıyorsanız ayrılık kararı almaktan çekinmeyin!

İşini sevmekle ilgili çok sayıda içerik okuma fırsatınız olmuştur. Kanıtlanmış istatistiklere göre de işini sevmek ile başarılı olmak arasında doğru orantılı bir ilişki var. Hal böyle iken aksini iddia etmek ya da aksini iddia edenlere kulak vermek doğru değil. İstisnalar olabilir, bırakın işini sevmeyi hiçbir bağı olmayan bir sektöre girip başarılı olmuş ve nihayetinde mutluluğa erişmiş insanlar yok mudur? Tabi ki vardır; ancak istisnalara üzerinden hareket etmemek gerekir.

İşinizi sevmekten kastımız herkesin hayalindeki işi yapması değil. Kabul etmeniz gerekir ki reel piyasada herkes hayalindeki işi yapamıyor. En çok istediğiniz işte çalışmıyor olabilirsiniz ancak bugün çalıştığınız iş sizi daha iyisine ulaştırmak için bir aracı olabilir.

Etiketler:

  • iş dünyası
  • kişisel gelişim
  • girişimcilik tavsiyeleri

E-mail listesine kayıt olun
tüm fırsatlardan ilk sizin haberiniz olsun