Ekonomi

Girişimcilik Kültürü
ve
Ekonomik Gelişmişlik
İlişkisi

Girişimcilik Kültürü
ve
Ekonomik Gelişmişlik
İlişkisi

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinde bilgi ve inovasyon, bir kalkınma faktörü olarak fiziki sermayeden daha önemli bir hale gelmiştir. Gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlere katkı sağlayan bireylerdeki bilgi, beceri ve benzer niteliklerin genel adı olan beşeri sermaye, insana yapılan yatırımlarla artarak, üretim sürecinin vazgeçilmez bir girdisi haline gelmiştir.

Üretim faktörleri arasında yer alan toprak, emek, sermaye ve teknolojiyi bir araya getiren, risk alan, yenilikleri yakalayan, fırsatları değerlendiren ve dolayısıyla ülke ekonomilerinin motor görevini üstlenen üretim faktörü girişimciliktir. 18. yüzyıldan itibaren iktisat teorisinin gündeminde bulunan girişimcilik faktörü piyasa ekonomileri içerisinde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur.

Teknolojik gelişme ve küreselleşme ekonomik değişimin birinci dereceden sebepleridir. Günümüzde yaşanan bu gelişmeler eşliğinde eskinin büyük ve hantal işletmelerinin yerini, hızlı ve esnek yapıya sahip, değişimlere kolay adapte olabilen küçük ve orta ölçekli işletmeler almaya başlamıştır ve bununla birlikte girişimciliğin önemi artmıştır. Bu bağlamda ülkelerin ekonomik olarak büyümesi ve kalkınması, refahın artması ve fiyatların düşmesi ile bireylerin yaşam kaliteleri ve ekonomik refahları etkilenmektedir.

Girişimcilik ile Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyi Doğru Orantılı

1970’lerde yaşanan piyasa istikrarsızlıkları kitlesel üretimin önemini kaybetmesi ve esnek üretim yöntemlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. 1980’lerden sonra ise; gelişmiş ülkelerde küçük işletmelerin toplam işletmeler içindeki payı çoğu sektörde genişlerken, büyük işletmelerin payı azalmıştır. Bu durum, girişimciliğe olan ilginin canlanmasının ilk büyük belirtisidir. İkinci olarak, batı ülkelerindeki işsizlik sorununun iktisadi politikalarla aşılamaması, küçük ve yeni girişimlere olan ilgiyi artırmıştır.

Ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınması o ülkede gerçekleşen girişimcilik faaliyetlerine bağlıdır. Çünkü girişimciler yeni işler yaratır, birçok yeni ürün ve servis sağlar rekabeti artırır, teknolojik değişim sayesinde verimliliği artırır ve bireylerin hayatlarına pozitif yönde etki etkilerler. Girişimci, ekonomik kaynakları, en verimli sahalara yönelterek üretim kaynaklarını, ortaya koyduğu yeni tarzlarla birleştirerek üretimin faktörlerine dönüştürmektedir. Bundan dolayı girişimciler yaşadıkları topluma karşı önemli misyonlar üstlenirler. Üstlendikleri bu misyonlar, onları toplumsal ve ekonomik kalkınma için önemli kılar.

İşte o görevlerden bazıları:

♦ Az gelişmiş ülkelerde en önemli sorunlarda birisi işsizliktir ve bu sorun yeni yatırımların yapılmamasından kaynaklanır. İşsizlikten kurtulmanın en etkin yolu kişilerin kendi işlerini kurmalarıdır. Dolayısıyla girişimci sayısı ne kadar artarsa, istihdam oranı da o kadar artacaktır.
♦ Girişimci sayısının artması toplumsal refah düzeyi ve yaşam kalitesini de artıracaktır.
♦ Girişimciler hem bilim ve teknolojiyi kullanarak, hem de bu alanlara kaynak aktararak bilim ve teknolojinin gelişmesine öncülük ederler. - Girişimciler yurtdışında, kendi ülkelerinin reklamlarını yaparlar.
♦ Girişimciler kullanılmayan potansiyelleri kullanarak, bunların atıl olmalarını önlerler.

Devlet Teşvikleri Pay Sahibi

Girişimcilik ruhunu devletlerin planladığı ve hayata geçirdiği ekonomik politikalar da tetikleyebilmekte. Girişimci ruhlar, kötü planlanmış ekonomik politikaların uygulandığı yerlerde başarılı olamayabilirler. Buna günümüzde en güzel örnek Yunanistan olarak gösterilebilir. Yunanistan’daki ekonomik kriz, girişimcileri kara kara düşündürdüğü aşikar.

Eğitim Modeli Girişimci Ruhlu Bireyler Yetiştirmeli

21. yüzyılda eğitim modeli girişimci ruhuna sahip bireyler yetiştirmek üzerine kurgulanmalıdır. Yaratıcı, yenilikçi düşünce sahibi, bilgili ve cesur bireyler, imza atacakları başarılarla on binlerce insana iş sağlayan kurumların temelini atabilir. Bugün Amazon, Alibaba, Facebook, Google gibi şirketlerin hikayelerini incelediğinizde temel hammadde girdisinin bilgi ve girişimcilik olduğunu görürsünüz.

Dar kalıpların içinde sıkışmış, yaratıcı düşünceyi desteklemekten uzak ve vasat eğitimcilerin çekip çevirdiği bir eğitim sistemi içinde elbette bireyler de bu nitelikler ile yetişecektir. Maalesef 3. dünya ülkelerinin içinden bir türlü çıkamadığı bu kısır döngünün merkezinde eğitim problemleri bulunmaktadır.

Etiketler:

  • ekonomi
  • girişimcilik

E-mail listesine kayıt olun
tüm fırsatlardan ilk sizin haberiniz olsun